Akropol

Kenti batı yönden sınırlayan Akropol yükseltisi antik çağlardan günümüze kadar yerleşim izlerini bir arada barındırması bakımından Tlos Antik Kenti’nin merkezi kabul edilir. Zirvede gözlemlenen Klasik Dönem Bey yerleşimine ait kalıntılar bilinen erken buluntulardandır. Yükseltinin yamaçlarında oluşturulan ve az sayıdaki Likya lahdinin dışında daha çok gösterişli kaya mezarlarından ibaret olan Nekropol alanı da aynı dönemde kullanılmaya başlanmıştır. İlerleyen dönemlerde Akropolde farklı yapılaşmalara gidildiği ve üst yapıya ait mimari döşemde değişiklikler yapıldığı bilinmektedir. Örneğin Hellenistik Dönem’de Akropolün doğu eteğindeki Stadyum ile birlikte Meclis Binası ve Prytaneion yapıları da inşa edilmiştir. Söz konusu mimari dokunun herhangi bir değişiklik yapılmadan Roma Dönemi’nde de kullanılmaya devam edildiği görülür. Bu esnada mevcut kaya mezarları ve lahitlere ilave olarak yenileri yapıldığı gibi, ayrıca gösterişli anıt mezarlara da yer verilmiştir. M.S. 5. yüzyılın ilk yarısında inşa edilen ve tüm Akropolü çevreleyen sur yapısıyla birlikte kentte bir daralmaya gidilmiş ve yükseltinin güney yamacında yeni bir yerleşim alanı oluşturulmuştur. M.S. 11. yüzyıldaki yeni yerleşim alanı ise mevcut surların dışına taşırılmış ve daha önceki pagan yerleşim alanları tekrar kullanılmaya başlanmıştır. Akropolün son kullanımı Osmanlı Dönemi’nde gerçekleşmiştir. Osmanlı Derebeyi olan Ali Ağa 19. yüzyılda Akropolün zirvesinde antik dönem kalıntılarını da kullanarak bir konak yapısı inşa etmiştir.